21 Kasım 2021 Pazar

 Ekslibris Sanatı ve Bir Ekslibris Koleksiyoncu; Benoit Junod

Hasip Pektaş, 2006



 Benoit Junod


Sahaflara gittiğinizde, kitapların iç kapağına yapıştırılmış küçük boyutlu özgün baskılara rastladınız mı bilmiyorum ama, o eski kitapları biraz daha çekici kılan bu küçük resimlerin yani ekslibrislerin meraklıları oldukça çoktur. Kitapseverlerin kitaplarının iç kapağına yapıştırdıkları üzerinde adlarının ve değişik konularda resimlerin yer aldığı bu küçük boyutlu özgün yapıtlar, kitabın bir tür kartviziti ya da tapusudur. Sözcük olarak  “...’nın kitaplığından”, “...’nın kütüphanesine ait” anlamına gelir. İngilizce karşılığı “Bookplate” olan ekslibris, yer aldığı kitabın değil kitap sahibinin bir göstergesidir; kitapla sahibi arasındaki bir bağdır; onu tanıtır, yüceltir ve kitabı ödünç alan kişiyi, geri getirmesi konusunda uyarır. Bir mülkiyet işareti, sahiplenme göstergesi olmanın yanında kitabın hırsızlığa karşı korunmasını sağlama işlevinin de olduğu söylenebilir. Önemli bir iletişim aracıdır. Sanatı, insanın elleri arasına; kitapların içine kadar getirmekte, dokunabilecek kadar yakınlaştırmaktadır. Ayrıca geleneğe saygının, yazılı metinlere ilgi ve sevginin sembolüdür. 

Araştırmacılar, ekslibrisin ilk ve en eski örneğinin M.Ö. 1400 yıllarında açık mavi renk bir fayans üzerine yapıldığını ve bunun da Mısır kralı III. Amenhophis'in kitaplığına ait olduğunu açıklıyorlar. Boyut: 62 x 38 x 4,5 mm. Bu tür levhaların ise papirüs rulolarını korumak için kullanılan ağaç sandıklara takıldığı tahmin ediliyor.


Mısır kralı III. Amenhophis için yapılan ekslibris, 1400

 

Avrupa'da 15. yüzyılın ortalarında Gutenberg'in matbaayı icat etmesinden önce kitaplar, manastırlarda her zaman elle yazılıyordu. Elle yazılmış sınırlı sayıdaki kitapların sahipleri bazen kitap kapağının içine kendi özelliklerine uygun armalar koymayı adet edinmişlerdir. Bu kitaplar, çalınmasından korkulduğu için kütüphanelerdeki masaların ayaklarına bile zincirlenmişlerdir. Gutenberg'in matbaanın icadından sonra kitaplıkların büyümesiyle ekslibris gereksinmesi biraz daha artmıştır.

Gerçek anlamda ilk ekslibrisin 15. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Güney Almanya'da kullanıldığı bilinmektedir. Araştırmacılara göre bunlardan ikisi, Hildebrand Brandenburg ve Wilhelm von Zell isimli kitap sahiplerinin adına yapılmıştır. Bu ekslibrisler ağaç üzerine elle boyanmış basit bir arma ve sahibinin eliyle yazılmış bir sözden oluşmaktadır. Yazıda; Almanya'da Buxheim Manastırı'na armağan edilmiş olan bu kitapların sahiplerinin ruhu için dua edilmesi yalvarılmaktadır. Üzerinde Brandenburg ailesi arması olarak da bilinen burnu halkalı bir öküzün yer aldığı kalkanı tutmakta olan meleğin resimlendiği ekslibrisin boyutu; 6,35 x 6,35 cm’dir. 1470-1480 yılları arasında yapılmış olan bu yazısız ekslibris kağıtlara basılıp ve elle renklendirilmiştir. Aynı zamana ait ilk ekslibrislerden bir diğeri ise, 1450 yıllarında "Igler" (kirpici) takma adıyla bilinen Alman papaz Johannes Knabenberg için yapılan ve çayırdaki çiçeği ısıran bir kirpinin resimlendiği ekslibristir. Ekslibrisin üst kısmında bir şerit içinde "Hanns Igler öpsün sizi" sözcükleri yer almaktadır.

 

Johannes Knabenberg için yapılan ekslibris, 1450

 

16. yüzyıldan itibaren kitapların çoğalmasıyla yaygınlaşan ekslibrisler, ünlü sanatçılar tarafından da yapılmıştır. Albrecht Dürer'in (1471-1528), 1525 yılına kadar zamanın ünlü devlet ve bilim adamı Willibald Pirckheimer ve Hektor Pömer için yirmi bir sayfa ekslibris yaptığı bilinmektedir. Albrecht Dürer, arkadaşı Willibald Pirckheimer için ağaç baskı tekniği ile yaptığı hanedan armasında bereket sembolü olan boynuz içinde üzüm ve şarap resimlemiştir. Albrecht Dürer, çömert biri olan Pirckheimer’in bu ekslibrisinde “kendisi ve arkadaşları için” anlamına gelen “SIBI ET AMICIS” yazısını da kullanmış; böylece bu kitaplardan Pirckheimer’in arkadaşlarının da yararlanabileceğini ifade etmiştir. İsmin önündeki Latince "LIBER" sözcüğü ise “Willibald’ın kitapları” anlamına gelmektedir. Liber yerine daha sonraları Ex Libris sözcüğü kullanılmaya başlanmıştır. 1503 öncesi yapılan bu ekslibrisin boyutu 20 x 14 cm’dir.

Albrecht Dürer’in Willibald Pirckheimer için yaptığı ekslibris, 1503

 

19. yüzyılda endüstri devrimiyle kitabın varlığı güçlenmiş, hızlı baskı teknolojisinin bulunmasıyla bilimsel, ekonomik gelişmenin, entellektüel değişmenin temelleri atılmıştır. Sadece özel kitaplıklar gelişmemiş, büyük kütüphaneler de kurulmuştur. Artık görülmemiş sayıda kitap üretilmeye başlanmıştır. Kitap basımının artmasıyla birlikte her kitaba ve kitap sahibine özgü tasarımlar yerine daha dar anlamda, basit mühürler, damgalar, ekslibris olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fakat herşeye karşın, sosyal çevreye göre değişim gösteren farklı eğilimler, özgün çalışmalar hep görülmüştür.

Osmanlılar döneminden kalma el yazması ve basılmış kitaplarda görülen mühürler, birer mülkiyet işareti olarak kabul edilebilir. Mühürler, ekslibris türüne girmese de özgün kaligrafik yapılarıyla ait oldukları kişilerin arması veya Logotayp’ı olarak bir işlevi yerine getirmişlerdir.

Türkiye’nin ekslibrisi tanıması, ya yurtdışına çıkan kişiler ya da batıdan alınmış kitaplar aracılığıyla olmuştur. Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan ekslibrislerin yer aldığı kitaplar, ikinci el satışlarla ülkemize gelmiş, kitap sahipleri öldüğünde ise yakınları, bu kitapları kütüphanelere bağışlamışlar ya da sahaflara satmışlardır. 

1980’li yıllardan bu yana, özellikle güzel sanatlar eğitimi veren kurumlardaki özgün baskıresim ve grafik tasarım derslerine giren öğretim elemanlarının özendirmeleriyle, ekslibris yapan kişiler yetişmeye başlamıştır. Artık yurt dışındaki ekslibris sergilerinde, yarışmalarında sanatçılarımız ödüller almakta, bu alanda yapılan çalışmalarda sesimizi duyurmaktadırlar.

Zaman zaman böyle bir sanatın varlığını yeni duymuş kişilerin büyük bir coşku ile ekslibrise ilgi gösterdiklerine de tanık oluyoruz. Elbette bu kişiler önce işlevsel yanı ile ilgilenecekler, daha sonra tıpkı diğer koleksiyonerler gibi benimseyip ilgileri doğrultusunda biriktirmeye de başlayacaklardır.

Gençliğinden buyana kitaplara meraklı olan Benoit Junod için başlangıçta bir bilgi aktarıcısı olan kitaplar, sonraları nadide bir antika, güzel bir baskı ve az bulunan kıymetli bir eser olarak yaşamında yer alır. 1960’larda Londra’da ve üniversiteyi okuduğu Genova’da çok nadir bulunan bu türdeki kitapları uygun fiyattan satın alır. Birkaç yüz cilti bulan bu kitapların çoğunun iç kapağında ilk sahibinin ekslibrisi yapıştırılıdır. Bu ilginç eserler ona heyecan verir. Kitapların önceki sahibinden kendisine geçmiş olması da onun için anlamlıdır. 

1971’de Viyena’da Almanca öğrenimi yaparken kitaplarının ona ait olduğuna dikkat çekmek için bir çizim denemesi yapıp, kaşesini yaptırır ve ekslibris olarak kullanır. Fakat daha sonra yaptığını yetersiz bulup bu fikirden vazgeçer. Takip eden yıllarda Bern’de Dış İşleri Bakanlığı’nın hukukla ilgili bölümünde çalışmaya başlayan Benoit, yaptığı işi pek sevmez. Sıkılır ve koca başkentte kendini yalnız hisseder. Ailesinin soy kütüğünü merak edip bir araştırma yapmaya karar verir. Annesinin geçmişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmakla birlikte babasının ailesini tam bilmiyordur. İsviçre’de aynı isimde iki Junod ailesi olduğunu öğrenir. 13. yüzyılda birbirinden 30 km. uzaklıkta bulunan Vaud (Sainte-Croix) ve Neuchatel (Auvernier)’de yaşamış bu ailelerin bağları bilinmeyen bir nedenle kopmuştur. Benoit, kendisinin Neuchatel’den olduğunu biliyordur ve ailesinin öyküsünü öğrenmek amacıyla Lausanne’deki Junod adıyla anılan Vaudois kuyumcusunu ziyaret etmeye karar verir. Kuyumcu, üzerinde Vaudois Junod arması bulunan, babasının bir ekslibrisini gösterir. Benoit’ın daha önce hiç görmediği bu ekslibris karşısında büyülendiğini görünce babasının yaklaşık 50 çeşit gravüründen birer kopya verir. Bern’e geri dönen Benoit, doğruca Hegnauer diye anılan eski kitapçıya gider ve ekslibris sorar. Kitapçı, gülümseyerek oldukça nadir bulunan bir kutu dolusu ekslibris getirir. Tanesi yaklaşık bir dolardan bir düzine ekslibris alan Benoit, Bern’de kaldığı altı yıl boyunca Genova’da Muriset, Basel’de Haus de Bücher ve Zürih’de Rohr gibi kitap ve gravür satıcılarını keşfeder ve koleksiyonunu giderek artırır. Hatta Genova’daki bayan Muriset’ten Paul Stroehlin’e (1864-1908) ait önemli bir koleksiyonun en değerli bölümünü satın alır, fakat bugün çok değerli olabileceğini düşündüğü diğer yarısıyla ilgilenmediğine hala pişmanlık duymaktadır. Bu tür koleksiyonları otuz yıl önce kolayca bulma olanağı varken, bugün elde etmek oldukça zordur. Yenilerini her zaman ve olmadık yerde bulmak olasıdır.


 

Diskorides’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris (kalıbı saksı tabanı)

 

Bern’den sonra Buenos Aires’e gönderilen Benoit’yı, burada çok fazla meraklısı olmamasına karşın bu kentin Avrupa kültür mozayiği, ekslibrisin içine iyice çeker. 1950’lerde oraya göç eden Alman müzikolog Peter Franze ile tanışır. Ekslibrisle ilgilendiğinden söz edince bir albüme sahip olduğunu ve kendisine gösterebileceğini söyler. Arjantin’de 3,5 yıl kalan Benoit, her karşılaştıklarında ekslibrisi unutup başka şeyler konuşmalarına karşın 1982’de Londra’ya döneceğinde Peter kendisine bir albüm verir ve onu hatıra olarak saklamasını ister. O anda iyi bakmadığı bu albümü evde dikkatlice incelediğinde Dürer’in, Cranach’ın, Jost Ammann’ın ve 16. yüzyıl Almanya’sında yaşamış gravür ustalarının ekslibrisleriyle dolu olduğunu fark eder. Hemen telefon edip, böyle mükemmel bir hediyeyi kabul edemeyeceğini söyler. Fakat Peter, bunun kendisine 1938’de Nazi zulmünden kaçan ve koleksiyonundan en iyi 100 parçayı getirebilen yaşlı Alman mülteci Jewish tarafından verildiğini açıklar. Alman koleksiyoncunun 1960’larda ölmeden önceki vasiyeti; eğer rastlarsa bunların gerçek bir ekslibris koleksiyoncusuna aktarmasıdır. Şans Benoit’ya gülmüştür. Bunlar, onun bugünkü koleksiyonun en kıymetli parçalarıdır.

Antonio Samudio’nun Benoit Junod için yaptığı ekslibris


Japonya ve Çin’de de çok sayıda dernek ve koleksiyoncu olmasına karşın ekslibrise daha çok Avrupa ülkelerinde rastlanmaktadır. Benoit’ın, diğer koleksiyoncularla iletişime geçmesi, 22 yıl önce Londra’da Ekslibris Derneği başkanlığı da yapan Brian Norh Lee ile karşılaşmasıyla başlar. Brian Norh Lee ve şu anki dernek başkanı James Wilson’dan antik ekslibris üzerine büyüleneceği gerçekleri öğrenir. Değiş tokuş için kendi adına ekslibris siparişi vermeye başlar. Kaliteli olanları değiştirmekten çok kitaplarına yapıştırmayı ve 50 kopyadan az olmayacak şekilde de onları çoğalttırmayı tercih eder. Ekslibris dernekleri federasyonu olan FISAE kongrelerine katılmaya başlar ki bu derneklerden İngiltere, Almanya, Fransa ve İsviçre’dekilere de üye olur. Benoit, çağdaş ekslibrisler elde etmenin yanında tüm zamanların, tarzların ve eğilimlerin en iyi ekslibrislerinden oluşan geniş bir seçkiye de sahip olur ve koleksiyonunu bu anlayışla geliştirir. Aslında dernekler, ekslibris tutkunlarını bilgilendiren ve beğenilerini geliştiren çok sayıda ciddi yayına sahiptirler.

 

Martin R. Baeyens’in Benoit Junod için yaptığı erotik ekslibris

 

Benoit, 1980’lerden sonra zamanının büyük bölümünü ekslibrise olan ilgiyi artırmaya ve grafik sanatçılarının ekslibrise yönelmelerini sağlamaya ayırır. Yarışmalar düzenlemeye başlar. 1987-1989’da Kolombiya’da bulunduğunda ve daha sonra Türkiye’de ekslibris sanatçılarının ve koleksiyoncuların yeni dernekler kurmalarına öncülük eder. Benoit ile benim tanışmam da Ankara’da açtığı koleksiyon sergisi sayesinde olur. Benoit’nın verdiği çok sayıdaki ekslibrislerle benim de koleksiyonum oluşmaya başlar. Onun destek ve tavsiyeleri ile 1997 yılında Ankara Ekslibris Derneği kurulur. Oldukça aktif çalışan derneğimiz, 2003’de katılım yönünden dünyanın ikinci büyük uluslararası yarışmasını gerçekleştirir. Ve herkesin beğenisini alan güzel bir katalog ve CD ile bu başarıyı taçlandırır. (www.aed.org.tr)

 

Yuri Nozdrin’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris

 

Benoit, 1993-1996’da Belgrad’da çalıştığı sırada bugün 300 üyesi olan Belgrad Ekslibris Derneği’nin kurulmasına öncülük eder ve 6000 ekslibrisin katıldığı uluslararası bir yarışma düzenler. Bugün Asya, Amerika ve Avrupa’da 38’inin FISAE üyesi olduğu çok sayıdaki derneğe bağlı olarak yaklaşık 15.000 kişi ekslibrisle ilgilenmektedir. Şu anda FISAE Genel Sekreteri olan Benoit’yı ise ekslibris tutkunlarının çoğu yakından tanır.

Ekslibrisler, konulara, sanatçılara, tekniklere göre değerlendirilip meraklıları tarafından toplanmaktadır. Koleksiyoncular, ellerindeki çift baskıları diğer kişilerle değiştirerek çok sayıda ekslibrise sahip olmakta, bu değiş tokuş sayesinde kendi koleksiyonlarını kalite olarak geliştirmekte, sayı olarak artırmaktadırlar. Ekslibris koleksiyonculuğu, uluslararası ilişkilerin gelişmesini, yeni dostlukların oluşmasını, farklı dönemlerdeki sanatın ve tekniklerin öğrenilmesini sağlamaktadır. Koleksiyoncular, tanınmış sanatçıların ekslibrislerini, özellikle de müzik ve erotik konuları içerenleri tercih etmektedirler. Onlar için ekslibrislerin estetik bütünlüğü, teknik yetkinliği ve resim - yazı ilişkisi de önemlidir. Bu küçük baskıların sanatçısı tarafından imzalanmasına, ne zaman, ne kadar sayıda ve hangi teknikle basıldığının belirtilmesine dikkat edilmektedir.

 

Lourdes Morales’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris

 

Ekslibrislerin özgün baskı olanları tercih edilmekle birlikte asıl işlevini yerine getirmesi ve geniş kitleye ulaşması düşünüldüğünde ofset (P7), fotograf (P8) ve bilgisayarla (CGD) da  çoğaltma yapılabilir. Genellikle siyah beyaz kitaplara ağaç (X1) ve linolyum (X3) baskılar, renkli kitaplara litografiler (L), serigrafiler (S), çok kıymetli kitaplara ise gravürler (C3,C5) konulmaktadır. Tıpkı özgün baskıresimde olduğu gibi ekslibrislerin sol alt köşesine baskı tekniğinin simgesi, kaç adet basıldığı ve eldeki baskının kaçıncı olduğu, sanatçının adı ve yapıldığı yıl kurşun kalemle yazılmaktadır. Ekslibrisin arkasına sanatçının adresini de yazmasında yarar vardır.

Hasip Pektaş’ın Benoit Junod için yaptığı erotik ekslibris

 

Ekslibris koleksiyonculuğu için büyük paralar harcamak gerekmez. Bir özgün baskıresmin fiyatının çok altında bir rakama ekslibris satın alınabilir. Ekslibrise ilgi duyanlar, zaman içinde çok değer kazanabilecek küçük boyutlu uluslararası bir sanat koleksiyonu edinebilirler. Ayrıca katılacakları kongrelerde ve ekslibris buluşmalarında çok sayıda dostluklar kurabilirler. Ekslibris sevgisi, beraberinde getirdiği sanat kültürü ile meraklılarına ayrıcalıklı olma fırsatı da verir. Ama tek koşul var. O da sabırlı olmaktır. Bir ekslibrisi bulmak yıllar alabilir. Fakat onun verdiği tatminin benzeri yoktur. 

Benoit’ın koleksiyonu şu anda yaklaşık 37.500 civarındadır. 350.000 ekslibrisi olan koleksiyoncular yanında Danimarka’daki Frederikshavn ekslibris müzesinin 1.000.000’un üzerinde ekslibrisi vardır.

 

Benoit Junod

1945'de İsviçreli bir ailenin çocuğu olarak Londra'da doğdu. Cenevre’deki Uluslararası Okul ve Winchester Koleji'nde eğitim gördü. 1959 - 1960 yılları arasında Barselona Üniversitesi'nde İspanyolca ve edebiyat eğitimi gördü. 1965'de BBC'de gazetecilik kursları'na katıldı. 1971'de hukuk eğitimi aldı.

1972'de İsviçre Dışişleri Bakanlığı'na diplomat olarak atandı. 1974 - 1978 Dış Ticaret Bakanlığı ve Kopenhag İsviçre Büyükelçiliği'ndeki eğitim sürecinden sonra Denizler Kanunu Konferansı için İsviçre delegasyonu olarak Birleşmiş Milletler'de ve bakanlığın ülkelerarası hukuk bölümünde 4 yıl çalıştı. Daha sonra Buenos Aires İsviçre Büyükelçiliği'ne önce ikinci sekreter, sonra birinci sekreter olarak atandı. Arjantin'den Londra'ya Kültür İşleri Danışmanı olarak atandı.

1984'den 1987'ye kadar Stockholm'da Avrupa Silahsızlanma Konferansı'nda İsviçre delegasyonuna asbaşkanlık yaptı. 1971'de Kolombiya İsviçre Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı'na atandı. Bu görevi 1989'dan 1993'e kadar Türkiye'de de yerine getirdi. Balkan krizinin yükselmesi ile birlikte, Chargé d'Affaires of Switzerland görevi ile Belgrad'a (Yugoslavya) transfer oldu. 1996'ya kadar Büyükelçi olarak görev yaptı. Bakanlığa geri gönderildikten sonra iki yıl daha uluslararası organizasyon bölümlerinde görev yaptı. Daha sonra bağımsız danışman olarak çalışmak için 1997'de devlet memurluğundan ayrıldı.

Benoit Junod, bütün yaşamı boyunca görsel sanatlara ilgi duydu. 1960'larda amatörce, 1972'de profesyonelce başladığı ekslibris koleksiyonculuğunda artistik değeri yüksek; tüm zamanları ve teknikleri içinde barındıran bir koleksiyona sahip oldu. 37.500 parçadan oluşan koleksiyonunda 1850 öncesi ve çağdaş dönemlere ait eserler vardır. Aynı zamanda ekslibrisin tanıtımında ve yarışma organizasyonlarında aktif olarak çalıştı. 1988'de Kolombiya'da ve 1995'de Belgrad'da (The World of Ex-libris) yarışmalar düzenledi. Birçok ekslibris yarışmasında jüri görevi yaptı. Aynı zamanda Prag Trienali'nde, Chamalières Trienali'nde, Mostra Rio Gravura, Belgrade, Golden Pen, Uzice Dry-point Bienallerinde grafik eksperi olarak çalıştı. İsviçre Ekslibris Club, Bookplate Society, The Belgrade Ekslibris Circle için komite üyeliği yanında Slovakya, Slovenya ve Ankara Ekslibris Derneği’nde onur üyesi olarak görev yapmaktadır. Ekslibris konusunda düzinelerce makalesi, sayısız kataloğu ve yeni basılmış "Swiss Ekslibris 1900 - 1999" kitabı vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Ex-Libris Art Promoting Intercultural Dialogue Prof. Dr.  Hasip Pektaş is interviewed by Prof. Dr. Paul Ade Silva .   Prof. Dr. Paul Ade S...