21 Kasım 2021 Pazar

 Bir Sanat Dalı Olarak Exlibris *

Prof. Dr. Sıtkı M. Erinç **


1960’lı yılların başlarında Brighton (İngiltere) Belediye Binası’nda eski kitaplar sergisi açılmıştı. İzlerini hâlâ belleğimde koruduğum bu sergi, benim gördüğüm ilk kitap sergisiydi, son da oldu. Gerek baskı, gerek kullanılan malzeme, gerekse kapak düzenleme ve ciltleriyle böylesine etkileyici bir koleksiyona bir daha, ne yazık ki rastlayamadım.

Bu sergiden bir diğer kazancım da “Exlibris” sözcüğü olmuştur. Vitrinlerdeki pek çok kitabın iç kapağına raptedilmiş, genellikle kartpostal büyüklüğünde olan, kiminde Latince, kiminde İngilizce ya da başka dilden yazılı sözcükleri içeren bu ‘minyatür resimcikler’, kendi başlarına varlıklarıyla dikkatimi çekmişti.

Aradan otuz yılı aşkın bir zaman geçti. 6 - 16 Şubat 1996 tarihleri arasında, Anadolu Üniversitesi Kütüphanesi Sergi Salonu’nda bir Exlibris Sergisi açılacağı duyurusunu göresiye dek, bu sözcüğü bildiğimi de unutmuş olduğumu fark ettim.

Üstelik sergi, bir tanıdığımın, yıllarca aynı eğitim kurumunda birlikte çalıştığım bir arkadaşımın sergisiydi. Hasip Pektaş’ın ...
Pektaş bir özgün baskı sanatçısı. Gerek bu alanda, gerek fotograf sanatı kapsamında onun yaptığı çalışmaları zaman zaman, heyecanla izlemişimdir. Fakat bu son sergisi, kanımca, pek çok nedenlerle üzerinde özellikle durulması gereken bir sergidir.

Ülkemizde pek az kişinin ilgi duydugu, hemen hemen Pektaş dışında hiç kimsenin profesyonel olarak uğraşmadığı Exlibris’i yediden yetmişe tanıtıyor bu sergi. İnanıyorum ki, bundan sonra pek çok kişi, resimle, grafikle ve özgün baskı ile uğraşan pek çok sanatçı Exlibris yapmaya özenecek ve yapacaktır da.

İkinci olarak koleksiyon kavramını getiriyor bu sergi. Koleksiyon özel bir ilgi alanıdır ve hem kişinin beğeni düzeyini gösterir, hem de ilgilerinin yogunlaşma yönünü. Estetik objelere karşı duyulan biriktirme, toplama, derleme merakı, kişiyi estetik yeğlemelerinde daha seçici kılar. En azından ilgi alanında daha seçici kılar.

Nihayet bu sergi, bir sanatçının salt satış için degil, fakat tanıtma, öğretme, kanıtlama için de ürünlerini, edinimlerini izleyicilerine sunabiliceğini gösteriyor.

En azından bu üç nedenle genç sanatçımızı, Hasip Pektaş’ı kutlamak isterim. Kaldı ki Pektaş’ın exlibrislerindeki hem artistik, hem de teknik ustalık da ayrıca övgüye deger.

On yılı aşkın bir zamandır, böylesine nesnel çıkarlardan uzak bir alana gönül vermek, her “ben sanatçıyım” diyenin yapabilecegi bir iş olmasa gerek.

Exlibris, öncelikle bir iş görü adına yapılmış. Başlangıçta sanatsal bir niteliğinin olduğu da söylenemez. Bir tür iyelik simgesi olarak işe koşulmuş öncelikle. Daha sonra, özellikle kıta Avrupasında, 15 - 16. yüzyıldan itibaren kimlik kazanmış. Latince’de “..... ın kitaplığından, .....in kitaplığından” anlamına gelen Exlibris, o günden bugüne gelesiye dek de, evrensel bir sözcük olarak tüm ülke dillerine geçmiştir.
Exlibris’in bu yalın iş görüsü dışına taşmasını belki de Albercht Dürer’e borçluyuz. Dürer’in sanatsal yetisi, bu küçük tanıtım kartlarını birer estetik obje haline getirir. Dürer’den sonra da günümüze de pek çok sanatçı bu yolla ürünler vermiş ve exlibris, bir araç olmanın dışında bir amaç haline de sokulmuştur.

Exlibrisin sırasında bir mühürmüş gibi, bir imzaymış gibi, ya da bir kanıt belgesi gibi algılanmaması onun, hem varlık koşullarını hem de işlevlerini değiştirmiştir dogal olarak.

Varlık koşullarını kısaca şöyle gösterebiliriz:
a) Kendi başına, bağımsız bir sanat yapıtı olmalıdır.
Exlibrislerin, klasik ya da çağdaş özgün baskı tekniklerinden biriyle yapılmış olması gerekir. İster ağaç, taş, metal ya da linolyum gibi baskılar, klasik baskılar kullanılsın, ister serigrafi, fotogravür ya da bilgisayar gibi çağdaş ..., mutlaka belli sayıda ve belli nitelikte üretilmiş olması bir zorunluluktur. Bundan sonraki çoğaltmalar ancak reprodüksiyon degerini taşır.
Bir exlibrisin iki iyelik durumunu bir arada taşıması kaçınılmazdır. Biri sanatçısını, digeri de adına yapılanı imler. Bu iki ad, ister aynı alanda yer alsın, ister farklı, mutlaka kaligrafik bir nitelik taşımak durumundadır ki bu da o yapıta ikinci bir sanatsal sıfat yükler, yüklemelidir. Kaldı ki exlibrislerde her türlü yazımsal ifade de kullanılabilir. Bir özdeyiş, bir espri, bir dize vb ... Bunlarla içerik, sanatsal bir bütünlük göstermek durumundadır. Salt bu varlık koşulu nedeni ile bir exlibris, tıpkı bir resim gibi, bir özgün baskı gibi, tek başına (kitapsız olarak) sergilenebilir.

b) Ontik bütünlüğü ve tamamlanmışlığı açısından sanatçısının adını taşımalıdır. Bu ad, kuru bir sözcük olarak kabul edilemez, ya da bir imza olarak... Sanatçısının hem teknik becerisini, hem artistik yetisini, hem de üslubunu simgeler. Yani bir “kişilik” göstergesi olmak durumundadır da.

c) Exlibris, kimin kitabını, kimin kitaplığını tanımlıyorsa onun kimi özelliğini de imlemek durumundadır. Beğenisinden, kişisel özelliklerine, farklı statü kimliklerine kadar bir şeyi, bir şeyleri imleyebilir. Bu nedenledir ki sanatçı ile kitap sahibi arasında şu ya da bu yolla bir ilişki kurulmuş bulunması zorunluluktur diye düşünülebilir.

d) Her bir exlibris, evrensel baskı simgelerini de taşımalıdır. Tıpkı özgün baskıda olduğu gibi, hem kaç adet basıldığını, kaçıncı basım oldugunu ve eldeki o exlibrisin, o baskının kaçıncısı oldugunu göstermeli, hem de baskı türü kodlanmış bulunmalıdır.

Exlibrisin işlevini de özetle şöyle göstermek, herhalde çok hatalı olmaz:
a) Alıcısında bir estetik kaygı uyandırmalıdır. İçinde bulunduğu kitapla bütünleşmesine karşın kendi varlığını, bir sanat yapıtı olarak alıcısına empoze edebilmelidir. Alıcıda, bağımsız bir “beğeni” durumu ya da “güzel” kavramı oluşturabilmelidir.

b) Alıcısında, Aristotales’in dediği gibi, “bir yapıt ne büyük olmalı, ne de küçük” tanımlamasındaki boyut düşüncesine, bütünlük açısından yanıt getirebilmelidir. Resim sanatında tekrar moda olmuş gibi gözüken “iri” yapıtların etkisini, kendi “küçük” nitelikleriyle verebilmelidir.

c) Yazın sanatı ile resim sanatının birlikteliğini, yine resim sanatı ile grafik sanatının iç içeliğini tanımlayarak alıcıda sanatın bütünlüğü kavramını oluşturabilmelidir.


Exlibris, kısaca değinilen varlık ve iş görü koşulları nedeni iledir ki yöresel, hatta kişisel niteliklerinin yoğunluğuna karşın evrensel bir beğeni objesi olmuş ve sanatseverlerde biriktirme, toplama, koleksiyon yapma arzusu yaratmıştır.
Yukarıda değinilen Hasip Pektaş’ın sergisi, izleyicilere hem exlibris örneklerini tanıtmakta, hem de koleksiyon arzusunu vermektedir. Dünyanın dört bir yanından toplanmış exlibrisler de serginin başka bir boyutunu oluşturmaktadır.

“Sanatçı, toplumun önündedir, topluma yön verir” gibi deyişlerin bir “söz kalabalığı” olmaktan öte geçtiğini bu sergi ile hissettirmek sanat adına, sanatçı adına farklı bir güven ve kıvanç duygusu yaratıyor.

* Anadolu Ünv. Güzel Sanatlar Fak. "Anadolu Sanat" Dergisi. Sayı: 5
** Prof. Dr. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Ögretim Üyesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Ex-Libris Art Promoting Intercultural Dialogue Prof. Dr.  Hasip Pektaş is interviewed by Prof. Dr. Paul Ade Silva .   Prof. Dr. Paul Ade S...